|
“YENİLİKÇİ, GENÇ VE
ÜRETKEN BİR BARO’YU BİRLİKTE KURALIM.”
İstanbul Barosu seçimleri 26 Ekim 2008 tarihinde yapılacak. Hukukun
Üstünlüğü Platformu adına Başkan Adayı olan Avukat Şâdi Çarsancaklı,
bugün saat 10:00’da (22 Ekim 2008, Çarşamba) İstanbul Golden Horn
Otel’de yapılan basın toplantısında, yepyeni bir Baro’nun kurulmasının
ve diğer seçimlere bırakılmamasının gerektiğini söyledi. Bir meslek
örgütü olduğunu unutup avukatların sorunları dışında her şeyle
ilgilenmeyi kendine misyon edinen mevcut baro anlayışının acilen
değişmesi gerektiğini belirten Av.Çarsancaklı; aksi durumun hem ülkemize
ve hem de mesleğimize büyük kayıplar anlamına geldiğini özellikle
vurguladı. “Ayrılıklara değil ortak paydalara odaklanılması” gerektiğini
belirten ve hukuk camiasının saygın isimlerinin bir araya geldiği genç
ve ilerici kadrosunu da toplu olarak basınla görüştüren Avukat
Çarsancaklı, ‘Ortak Paydamız Var’ dedi.
Av. Şadi Çarsancaklı’nın basına tanıttığı Yönetim Kurulu Üyeleri; Av.
Cüneyt Toraman, Av. Kemal Kaya, Av. Ayşe Kaya, Av. Eyüp Arıcan, Av.
Mehtap Açıkses Akpınar, Av. Nevzat Kaya, Av. Abdulhalim Yılmaz, Av. Veli
Taşdemir, Av. Melike Taş Terzioğlu, Av. Sait Süzek; Disiplin Kurulu; Av.
Ferhat Akaya, Av. Ahmet Lütfi Akkuş, Av. Leyla Demir, Av. Yalçın Ünal,
Av. Fethi Karamus, Denetleme Kulu ise; Av. Ramazan İzgeç, Av. Orhan
Seyfi Güner, Av.Özlem Ersavaş gibi genç, üretken ve dinamik avukatlardan
oluşuyor.
Hukukun Üstünlüğü Platformu adına İstanbul Barosu Başkan Adayı olan Av.
Şâdi Çarsancaklı, günümüzde genel olarak hukuka, yargıya güven her geçen
gün biraz daha azaldığını ve hukuk kurumlarının hızla itibar
kaybettiğini vurguladı. “Bundan en büyük hisseyi de barolar ve dünyanın
3. büyük barosu, İstanbul Barosu, almaktadır.” diyen Av. Çarsancaklı;
çünkü baro kendi işini bırakmış, baroyu yönetenlerin kısır ideolojik
kavgalarının aleti konumuna düşürülmüştür. Ayrılıklarımıza değil, ortak
paydalarımıza, düşmanlıklara değil ortak sevdalarımıza odaklanarak
yepyeni bir baro inşa edeceğiz. Kırmızıçizgilerde değil, avukatların
ortak beklentilerinde buluşarak ideolojiden arındırılmış, siyasete
bulaşmamış bir Baro’yu inşa edeceğiz. 26 Ekim’de yepyeni bir Baro
gelecek.” dedi.
Şuan ki yönetimi eleştiren Barosu Başkan Adayı olan Av. Şâdi Çarsancaklı,
hukuk nosyonu, adalet duygusu, içtenlik ve samimiyetten yoksun bir
bağnazlığın baromuzu işgal ettiğini söyledi. Ayrıca baro, kendi
üyelerini düşüncelerine, inançlarına, kökenlerine göre sınıflama ve buna
göre duruş belirleme çabası içerisine girdiğini belirten Av. Şadi
Çarsancaklı; “Çünkü baro, hepimizi temsil eden demokratik bir müessese
olmaktan çok, statükoyu korumayı meslek edinmiş bir azınlığın politik
öncelikleriyle davranan bir siyasi parti hüviyeti kazanmıştır.” dedi.
Avukatların sorunlarına
değinirken yine hedefinde İstanbul Barosu olan Av. Şadi Çarsancaklı;
avukatların
sorunlarının ve ne durumda olduğunun asla baro gündemine gelmediğini ve
ilgi alanına girmediğini iddia etti.
Hukukun Üstünlüğü Platformu adına İstanbul Barosu Başkan Adayı olan Av.
Şâdi Çarsancaklı’ya göre Avukatlar ne durumda?
-
Avukatlar çok ciddi
olarak uluslar arası şirketlerin rekabeti ile karşı karşıyadır.
-
Avukatlar mantar gibi
üretilen hukuk fakülteleri ile birbirinin kurdu haline getirilmek
istenmektedirler
-
Avukatlar kendi iş
alanının önemli bir kısmını yeminli mali müşavir ve muhasebecilerle
paylaşmak, hatta onlara terk etmek zorunda bırakılmışlardır.
-
Avukatlar mesleğe
başladıklarında acımasız bir rekabet ortamında, devasa bir çarkın
dişlileri arasında kaderleri ile baş başa kalmakta ve burada ne
baroyu, ne de meslektaşlarını yanlarında bulamamaktadırlar.
-
Avukatlar adliyelerde
itilip kakılmakta, icra memurunun, mübaşirin insafına terk edilmekte,
suçlunun suç ortağı muamelesi görmektedirler. Öyle ki hâkiminden
odacısına kadar tüm adliye personeli avukat karşısında ayrıcalıklı
konumdadır. Avukat tuvalete gitmek için yahut mahkeme kaleminde bir
dosya okuyabilmek için dahi odacının himmetine muhtaçtır.
-
Bayan avukatlar
işleri ile çocukları ve aileleri arasında sıkışmış olmanın trajedisini
yaşamaktadırlar. Yer yer tacize uğramakta ya da yerleşik kadın algısı
nedeni ile avukatlığın gerektirdiği itibarın gösterilmesi için ayrıca
mücadele etmek zorunda kalmaktadırlar
-
CMK avukatları ise
kendi baroları ve Barolar birliğinin talep ve yönlendirmesi ile CMK
150 deki değişiklik gerçekleşmiş ve iş alanlarını kaybetmişlerdir.
-
CMK avukatları
sembolik nitelikteki ücretlerini dahi makbuzu kesip, KDV sini ödeyip
aylar sonra alabilmektedirler.
Tüm bu ve diğer
düzinelerce sorunun olduğu yerde İstanbul Barosu yoktur.
İstanbul Barosu ideolojik mücadeleleri ile uğraşmakta ya da kendini
yönetenlerin yaş grubunun ihtiyacı olan huzurevi ihtiyacı için huzurevi
inşa etme projesi ile meşgul olmaktadır. Hâlbuki İstanbul Barosu
ideolojik kavgaların içinde yer almak yerine tüm toplumun, hükümetlerin
ve diğer tüm siyasilerin itibar ettiği akıl hocası olabilirdi. Hâlbuki
İstanbul Barosu tüm yasa değişikliklerinde en başta fikri sorulan,
fikrine itibar edilen bir kurum olabilirdi.
İstanbul Barosu, Uluslararası şirketlerin rekabeti karşısında üyelerini
tahkim edebilir, onların birleşmesi, güç olması, ihtisaslaşması, meslek
içi eğitilmesi ve hatta iş alanları yaratılması yolunda bir zemin
olabilirdi. İstanbul Barosu, hükümetlerin üniversite ve fakülte açmakta
izledikleri siyaseti gündemine alabilir ve bir standart oluşturulmasına
katkı sağlayabilir, bu yönde bir baskı grubu işlevi görebilirdi.
İstanbul Barosu, özellikle vergi davalarının yeminli Mali Müşavir ve
muhasebecilerce taciz edilmesinin önünde set olabilirdi. İstanbul
Barosu, yeni mesleğe başlamış avukatın yanında yer alabilir, tenezzül
edip bir bürosunu ziyaret edebilir, eksiği, gediği konusunda daha
tecrübeli olan üstatların tecrübesini yeni meslektaşa aktarabilir, bunu
da mesleki dayanışma ve meslek etiğinin bir gereği olarak niteleyebilir
idi. Yine mesleğe yeni atılmış olan meslektaşların aidatlarını üç yıl
boyunca almayabilir ya da sembolik düzeylere çekebilir, staj döneminde
alınan kredileri affedebilir ya da indirime tabi tutabilir idi. İstanbul
Barosu, adliyenin her köşesinde avukatın yanında yer alabilir, tıpkı CMK
uygulaması gibi adliye nöbetleri oluşturabilir, alt yapı konusunda tüm
eksikleri giderebilir, avukatın istiskalini önleyebilirdi.
Büyük bir yaptırım gücüne sahip olan İstanbul Barosu için; “23 Bini aşan
üyesini ortak bir amaç etrafında bütünleştirebilen bir baronun
yapamayacağı hiçbir şey yoktur.” diyen Av. Şadi Çarsancaklı; İstanbul
Barosu’nun var olan imkanlarını değerlendiremediğini belirtti. “Baro
binası yapmak için baronun tüm birikimlerini seferber eden mevcut
yönetimin oysaki Çağlayan’da dünyanın en büyük adalet saraylarından biri
yapılıyor ama İstanbul Barosu’nun buradan kendisine bir kat tahsis
etmeyi gündemine almamış ve hiçbir girişimde de bulunmamıştır. Biz baro
yönetimine gelirsek bu sorunu da ortadan kaldıracağız. Mesela dünyanın
en büyük barolarından Paris Barosu, Paris Adalet Sarayı’nın içindedir ve
orada hukuk teneffüs edilir. Böylece avukatlar savunmanın sav ile denk
ve eşit şartlara kavuşmuş olabilir.” dedi.
Ayrıca; avukatların konut ve otopark sorunlarının da
çözüleceğini belirten Av. Çarsancaklı; “TOKİ ve İSPARK ile
anlaşma yapılarak tüm İstanbul’da ve özellikle
adliye civarlarında avukatların otopark sorununun önüne geçileceğini;
TOKİ ile anlaşmaya varılarak da cazip indirim ve kredi imkânlarıyla evi
olmayan meslektaşlarımızın da konut sorunu ortadan kalkacaktır.” dedi.
Değerli Basın Mensubu,
İstanbul Barosu’nun 25/26 Ekim 2008 tarihinde gerçekleştirilecek Genel
Kurul ve seçimleri için Hukukun Üstünlüğü Platformu’nun resmi sitesinde
bulunuyorsunuz.
Bu bölümde kullanabileceğiniz haber görselleri bulunmaktadır.
Diğer istek ve iletişim arzunuz için:
Hukukun Üstünlüğü Plâtformu Seçim Koordinasyon Merkezi
Tel: 0212 546 86 96
0212 546 86 97
532 633 35 65
Eposta: bilgi@ortakpayda.info
avsadi@gmail.com
arifegokkaya@gmail.com
|